Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 105. yıl dönümü, partinin küresel kalkınma modeli, yönetişim anlayışı ve uluslararası vizyonuna yönelik ilginin arttığı bir döneme denk gelmektedir. Yapılan kamuoyu araştırmaları, ÇKP’nin küresel algısının “güçlü liderlik” ve “küresel istikrarın koruyucusu” temaları etrafında şekillendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, Çin’in kalkınma tecrübesini, Batı merkezli modernleşme anlayışına alternatif, istikrarlı ve halk odaklı bir model olarak değerlendirmektedir.
ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping’in 105. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşma, bu alternatif vizyonun temelini oluşturmaktadır. Xi Jinping’in “insan uygarlığının yeni bir biçimi” olarak tanımladığı “Çin tarzı modernleşme”, gelişmekte olan ülkeler için tek tip bir süreç olmaktan ziyade, uzun vadeli planlama ve politika sürekliliğine dayanan yeni bir yol haritası sunmaktadır.
İstikrar ve Güven Vurgusu
Uluslararası gözlemciler, Çin’in dış politikasındaki tutarlı duruşunu, dalgalı küresel ekonomik koşullar altında “istikrar ve güven” sembolü olarak nitelendirmektedir. ÇKP’nin Küresel Kalkınma, Küresel Güvenlik, Küresel Medeniyet ve Küresel Yönetişim girişimleri, “sıfır toplamlı oyun” anlayışını reddederek, çok taraflı bir dünya düzeni inşa etme hedefiyle şekillenmektedir.
“Çin tarzı modernleşme, modernleşmenin Batılılaşmayla eşdeğer olduğu yönündeki miti yıktı.” — Geeganage Weerasinghe, Sri Lanka Komünist Partisi Genel Sekreteri
Küresel Sorumluluk ve Eylemsel İş Birliği
Partinin küresel vizyonu, söylem düzeyinde kalmayıp, 170’ten fazla ülkede 700’ü aşkın siyasi kuruluşla kurulan ilişkiler, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki iş birliği projeleri ve Birleşmiş Milletler barış operasyonlarına sağlanan lojistik destek ile somutlaşmaktadır. Gelişmekte olan ülkelere yönelik uygulanan sıfır gümrük tarifeleri ve yürütülen kalkınma projeleri, Çin’in “küresel sorumluluk” anlayışını pratik alana taşıdığını göstermektedir.
Uzmanlar, ÇKP’nin başarısını “halkın içinde kök salmış” bir yapı olmasına ve bilimsel karar alma mekanizmalarına bağlılığına bağlamaktadır. Uluslararası arenada artık temel soru, “Çin nasıl dönüştü?” yerine, “Çin’in deneyimi dünyaya neler sunabilir?” şeklinde evrilmektedir.




